Mersin'de Tütün Antreposuna Yıldırım Düştü: Endüstriyel Yangına Taktiksel Müdahale
Mersin'in Akdeniz ilçesine bağlı Karaduvar Mahallesi'nde yer alan bir lojistik antrepoda, atmosferik deşarj neticesinde başlayan endüstriyel yangın kentin lojistik omurgasında hareketli saatler yaşattı. Tütün balyalarının depolandığı kapalı tesise düşen yıldırım, saniyeler içinde binayı saran yoğun alev dalgasına dönüştü. Olay yerine hızla yönlendirilen Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi'ne, alev yükünün sıra dışı hacmi nedeniyle İl Emniyet Müdürlüğü bünyesindeki TOMA'lar ve Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı arazözler de aktif su ikmaliyle katıldı. Çok paydaşlı koordinasyonla kontrol altına alınan tesiste derinlemesine soğutma fazına geçilirken, hadise depolama güvenliği ve elektrostatik risk yönetimi açısından dikkat çekici teknik dinamikleri gün yüzüne çıkardı.
Endüstriyel depolama yangınlarında en sık karşılaşılan ezber, organik tarım veya tütün ürünlerinin doğrudan alev alarak hızlı bir açık yangın başlattığı yönündeki algıdır. Oysa tütün yaprağının kimyasal morfolojisi ve depolama şekli bambaşka bir termodinamik süreç işletir. Sıkıştırılmış balyalar halinde istiflenen tütün, yüksek oranda higroskopik lif yapısına sahiptir; dolayısıyla yüzeyden ziyade kor halinde içten içe (smoldering) yanma eğilimi sergiler. Yıldırım gibi milyonlarca voltluk ani darbe gerilimi, antreponun çatısındaki metal konstrüksiyonu delerek balya yığınlarına ulaştığında klasik bir yüzey tutuşması yerine anında pirolitik gaz çıkışı tetikler. Tesis içinde biriken bu uçucu organik gazlar, kapalı hacimdeki oksijenle buluştuğu anda ani alev patlaması (flashover) meydana getirir. Alevlerin dakikalar içinde devasa antrepoya yayılmasının temel kaynağı tütünün kolay alev alması değil, içten içe gelişen bu gaz patlaması dinamiğidir.
Kamuoyundaki bir diğer yanılgı ise yıldırımsavar paratoner sistemlerinin varlığının her türlü doğrudan darbeyi kesinlikle sıfırlayacağı inancıdır. Klasik Franklin çubukları veya erken akış uyarımlı paratonerler harici binayı korusa dahi, antrepolardaki metal çatı panellerinin topraklama empedansındaki miliohm seviyesindeki sapmalar ikincil kıvılcım sıçramalarına (side-flash) zemin hazırlar. Karaduvar'daki hadise, kıyı şeridinde yüksek nem ve tuz korozyonuna maruz kalan topraklama hatlarının periyodik deşarj testlerinin hayatiyetini ortaya koymaktadır.
Müdahale safhasında emniyete ait TOMA'ların ve orman arazözlerinin devreye girmesi, yangının sıradan bir bina olayı olmadığını tescilleyen operasyonel bir zorunluluktur. Balyalı tütün yangınlarında standart pulverize nozullarla sıkılan su, sıkışık yaprak katmanlarının merkezine asla nüfuz edemez; aksine yüzeyde buharlaşarak alevin çekirdeğini canlı tutar. TOMA'ların yüksek debili basınçlı su monitörleri, hem yapısal çökme tehlikesi altındaki dış cephe saclarını uzaktan delip balyaların derinliklerine darbe vurabilmiş hem de çevre kimyasal tesisler için termal kalkan oluşturmuştur. Karaduvar'daki yangın, agro-endüstriyel depolamada yalnızca bina yalıtımının değil, yüksek akımlı elektrostatik sönümleme ağları ile penetran söndürme kimyasallarının entegrasyonunun zorunlu olduğunu somut bir teknik tabloyla ispatlamaktadır.

Yorum Yazın