İstanbul'un sanayi ve yerleşim dokusunun iç içe geçtiği bölgelerinden Küçükçekmece Mehmet Akif Mahallesi, sabah saatlerinde Bahariye Caddesi üzerinde yer alan üç katlı bir tekstil atölyesinde başlayan çatı yangınıyla sarsıldı. Saat 07.00 sularında beliren alevler, dakikalar içinde komşu yapının çatı katına sıçrayarak geniş çaplı bir kentsel acil durum operasyonunu tetikledi. Olay yerine hızla intikal eden çok sayıda itfaiye grubu, emniyet birimleri ve sağlık ekipleri, hem tahliye ve çevre emniyeti hem de yangının yatay düzlemde diğer bitişik nizam yapılara yayılmasını önleme odaklı kapsamlı bir çalışma başlattı.
Bitişik Nizam Kent Morfolojisi ve Yangın Dinamiği
Küçükçekmece örneğinde tanık olunan durum, yalnızca sıradan bir çatı yangını olarak okunamaz. Olayın temelinde, plansız kentleşmenin ve karma kullanım alanlarının getirdiği yapısal kırılganlık yatmaktadır. Alt katlarında veya bağımsız parsellerinde imalat birimleri barındıran konut dokusu, yangın güvenliği terminolojisinde yüksek riskli hibrit alanlar olarak tanımlanır. Yangının başladığı Mehmet Akif Mahallesi Bahariye Caddesi aksı, yapı yoğunluğunun ve cephe yakınlıklarının itfaiye araçlarının manevra alanını kısıtlayabildiği tipik bir kentsel dokudur.
Bu tür olaylarda en sık düşülen yanılgı, yangının "rüzgârın alevleri savurması" sebebiyle diğer binaya geçtiği yönündeki yüzeysel kanaattir. Oysa yapı yangınları mekaniğinde sıçramanın birincil faili çoğu zaman doğrudan temas eden alev dilleri değil, ısıl ışınım yani termal radyasyondur. Bitişik nizam veya dar ara mesafeli binalarda, tutuşan bir çatının yaydığı termal radyasyon yoğunluğu, aradaki havanın sıcaklığını hızla yükselterek komşu binanın çatı kaplama malzemesini, saçak altı ahşap karkaslarını veya yalıtım membranlarını açık aleve gerek kalmadan kendiliğinden tutuşma sıcaklığına ulaştırır. Tekstil atölyelerinin çatılarında yaygın olarak kullanılan sandviç panellerin iç dolgusu, bitümlü örtüler veya hafif ahşap taşıyıcılar, bu ısıl yüke maruz kaldığında alev sıçraması kaçınılmaz hale gelir.
Tekstil Sektöründeki Gizil Yangın Yükü
Tekstil imalathaneleri, yanma kimyası açısından standart konut yapılarından radikal biçimde ayrışır. Kamuoyundaki genel algı, yangının sadece kumaş toplarının ya da nihai ürünlerin alev almasıyla büyüdüğü yönündedir. Gerçekte ise bu işletmelerdeki en büyük tehlike, havada asılı kalan ve çatı makasları ile havalandırma kanallarında biriken mikroskobik tekstil tozları ve lifleridir. Kumaş kesim ve dikim süreçlerinde açığa çıkan pamuk, polyester ve viskon partikülleri, geniş bir yüzey alanı/hacim oranına sahiptir. Bu partiküller çatı boşluklarında biriktiğinde, en ufak bir elektriksel ark veya statik boşalma neticesinde flaş yangınlara ve patlamalı tutuşmalara zemin hazırlar.
Çatıda başlayan yangının sabahın erken saati olan 07.00'de patlak vermesi, endüstriyel tesislerdeki vardiya başlangıç ve hazırlık dinamiklerini gündeme taşır. Gece boyunca kapalı kalan atölyelerde havalandırma ve toz emiş sistemlerinin devreye alınması, kompresörlerin çalıştırılması veya aydınlatma hatlarına yük binmesi, termal kamera denetimi yapılmamış elektrik panolarındaki gevşek klemens bağlantılarında ark oluşumunu tetikleyebilir. Tekstil atölyelerinde çatılar sıklıkla sadece bir örtü değil; klima santralleri, fan motorları, hava kanalları ve kablo tavalarının toplandığı teknik hacimler olarak kullanılır. Bu teknik yoğunluk, doğru pasif yangın durdurucu bariyerler yerleştirilmediğinde yangının başlangıç ve yayılma merkezine dönüşür.
İtfaiye Müdahalesinde Çatı Yangınlarının Taktik Zorlukları
Kamuoyunun ezberindeki bir diğer yanlış kanı, itfaiyenin alevlerin görüldüğü tepe noktasına yukarıdan bol su sıkarak yangını hemen söndürmesi gerektiği düşüncesidir. Çatı yangınları itfaiye taktikleri açısından yapısal çökme riski en yüksek senaryoları temsil eder. Çatı makasları metal profil ise, sıcaklık 500 santigrat derecenin üzerine çıktığında çeliğin akma mukavemeti yarı yarıya düşer ve tonlarca ağırlığındaki kiremit, panel veya mekanik ekipman alt katlara göçme tehlikesi yaratır. Eğer taşıyıcı karkas ahşap ise yanarak kesit kaybeder.
Bu sebeple Küçükçekmece'deki müdahalede ekiplerin ana hedefi, alevlerin üzerine gelişigüzel su dökmek değil; öncelikle yatay yangın kompartıman sınırlarını korumak, bitişik binanın saçak altlarına su perdeleri oluşturarak termal radyasyon köprüsünü kesmek ve bina içinden tavan tabliyesine soğutma yaparak yangının üretim katlarına dikey inişini durdurmaktır. Doğrudan çatı örtüsüne dışarıdan sıkılan tazyikli su, çatının açılmamış bölümlerine çarparak içeri nüfuz edemez, yalnızca yüzeyden akar. İtfaiye ekiplerinin çatıyı kontrollü şekilde havalandırması, sıcak gaz birikimini tahliye ederek flashover ve backdraft riskini bertaraf etmesi, ardından hedefe yönelik nozullarla köpük veya debisi ayarlanmış sis huzmesi uygulaması modern müdahale protokollerinin vazgeçilmezidir.
Pasif Yangın Güvenliğinde Yangın Duvarı Zorunluluğu
Yangının komşu binaya bu denli kolay sirayet edebilmesi, binaların yangından korunması hakkındaki ulusal yönetmeliklerin ve kentsel yapı denetim süreçlerinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Bitişik nizam yapılaşmada en kritik pasif yangın güvenlik unsuru, iki yapıyı birbirinden tam anlamıyla ayıran parapet ve yangın duvarlarıdır. Yönetmeliklere göre, bitişik iki binanın çatıları arasında yanmaz malzemeden inşa edilmiş ve çatı örtüsünü en az 50 santimetre aşan bir yangın bölme duvarı bulunması zorunludur.
Pratikte ise kentsel dönüşüm geçirmemiş veya kaçak eklentilerle büyütülmüş çatı katlarında bu yangın duvarları ya hiç inşa edilmemekte ya da çatı kaplaması tek parça halinde komşu binanın üzerine bindirilmektedir. Araya yanmaz taşyünü levhalar yerine poliüretan köpük veya bitümlü membranların kesintisiz serilmesi, yangının bir binadan diğerine hiçbir dirençle karşılaşmadan yürümesine zemin hazırlar. Küçükçekmece'deki olay, özellikle sanayi ve ticaret fonksiyonlarının meskenlerle sınır komşusu olduğu ilçelerde, çatı aralarındaki yangın zonlamalarının ve parapet yüksekliklerinin periyodik olarak denetlenmesinin hayati olduğunu göstermektedir.
Kentsel Dönüşüm, Risk Analizi ve İleriye Dönük Önlemler
Bahariye Caddesi'ndeki yangın, kentsel dönüşümün yalnızca deprem odaklı değil, aynı zamanda yangın ve endüstriyel kaza riskleri ekseninde yürütülmesi gerektiğinin somut bir göstergesidir. Bir tekstil imalathanesinin ruhsatlandırma aşamasında yangın algılama ve erken söndürme sistemlerinin varlığı kadar, binanın strüktürel özellikleri ve çevre yapılara olan termal mesafesi de puanlanmalıdır. Atölye çatılarında duman tahliye kapaklarının bulunması, elektrik hatlarının termografik periyotlarla taranması ve yangın merdivenlerinin dikeyde olduğu kadar çatıda da güvenli kaçış ve müdahale koridorlarına açılması zorunlu standartlar haline getirilmelidir.
Yangın söndürme çalışmaları sonrasında yapılacak itfaiye olay yeri inceleme raporu, alevlerin çıkış noktasındaki elektriksel veya mekanik izleri aydınlatacaktır. Ancak asıl üzerinde durulması gereken ders, sanayi yoğun mahallelerdeki yapı stoğunun yangın yayılımına karşı pasif savunma mekanizmalarının ivedilikle güçlendirilmesidir.

Yorum Yazın