Haberler

Kapalı Otoparklarda Elektrikli Araç ve Şarj İstasyonu Güvenliği

|
59 Görüntüleme

Kapalı otoparklarda elektrikli araç ve şarj istasyonu güvenliği, yalnızca araçların batarya teknolojisiyle değil, yapıların statik bütünlüğü, elektro-mekanik otomasyonu ve itfaiye erişim protokolleriyle doğrudan ilintili çok katmanlı bir mühendislik disiplinidir.

Günümüzde kentsel yapılarda zemin altı otoparkların yoğunluğu artarken, geleneksel içten yanmalı motorlu araçlara göre kurgulanmış mimari ve yangın senaryoları, lityum iyon hücrelerin doğurduğu riskler karşısında yetersiz kalmaktadır. Bu dönüşüm sürecinde hem binanın yapısal güvenliğini korumak hem de can kaybı riskini asgariye indirmek için elektro-mekanik altyapının, erken uyarı sensörlerinin ve acil durum tahliye sistemlerinin birbiriyle tam entegre çalışması şarttır.

Lityum iyon bataryaların yapısal çalışma prensibi, mekanik deformasyon, kontrolsüz aşırı gerilim veya dahili imalat hataları karşısında "termal kaçak" adı verilen kontrol dışı bir reaksiyon zincirine girmeye müsaittir. Bu süreçte batarya hücresi kendi kimyasal yapısı içerisinde oksijen üreterek hızla kendi kendini besleyen bir yangına dönüşür. İçten yanmalı motor yangınlarından farklı olarak bu durum, ortamdaki havanın kesilmesiyle sönmeyen, saniyeler içinde bin santigrat derecenin üzerine tırmanan ve saatler boyu sürebilen şiddetli bir ısıl yük açığa çıkarır.

Bunun yanı sıra reaksiyon esnasında hidrojen, karbonmonoksit ve hidrojen florür gibi son derece yanıcı ve zehirli gazlar ortama salınır. Bu gazlar kapalı ve basık tavanlı otopark hacimlerinde hızla tavana doğru yükselerek patlayıcı gaz cepleri oluşturur ve itfaiye müdahalesini neredeyse imkansız hale getiren zehirli bir duman bariyeri meydana getirir.

Bu risk tablosu karşısında ilk savunma hattı doğru mimari yerleşimdir. Kapalı otopark projelerinde elektrikli araç şarj istasyonlarının otoparkın en alt katlarına veya tahliye yollarından uzak kör noktalara yerleştirilmesi mühendislik etiği açısından kabul edilemez bir tercihtir. Şarj istasyonları, acil tahliye rampalarına yakın, doğrudan dış havayla temas kurabilen veya itfaiye ekiplerinin bina dışından en kısa mesafede ulaşabileceği giriş katına en yakın seviyelerde planlanmalıdır.

Ayrıca şarj ünitelerinin bulunduğu park alanlarının, ana bina taşıyıcı kolonlarından izole edilmesi ve bitişik park yerleri arasına yangına en az yüz yirmi dakika direnç gösterebilen özel kompartıman perdelerinin veya refrakter panellerin yerleştirilmesi, bir araçta başlayan alevlerin domino etkisiyle diğer araçlara ve betonarme iskelete sıçramasını önler.

Yangın algılama ve söndürme altyapısında konvansiyonel sistemlerden hibrit ve dinamik sistemlere geçiş zorunludur. Standart duman veya optik alev dedektörleri, bataryanın henüz alev almadan önce salgıladığı karakteristik elektrolit gazlarını tespit edemez; bu nedenle algılama gerçekleştiğinde genellikle termal kaçak kontrol edilemez bir aşamaya gelmiş olur.

Bu gecikmeyi önlemek amacıyla otoparkın şarj noktalarına erken aşama gaz analizörleri (hidrojen ve karbonmonoksit sensörleri) ile yüksek hassasiyetli termal izleme sistemleri kurulmalıdır. Söndürme aşamasında ise gazlı söndürücüler bataryanın içine nüfuz edemediği için etkisizdir. Ana strateji batarya gövdesini harici olarak soğutmak ve çevreye yayılmayı durdurmaktır. Bu doğrultuda şarj ceplerine odaklanmış yüksek debili ıslak borulu sprinkler ağları ve itfaiyenin kullanımına hazır batarya soğutma nozulları ile alev geciktirici yangın battaniyeleri acil müdahale odalarında hazır bulundurulmalıdır.

Duman kontrolü ve mekanik havalandırma, kapalı alanda biriken patlayıcı gazların seyreltilmesi ve tahliyesi için hayati önem taşır. Termal kaçak anında açığa çıkan gazlar ortam havasından daha hafif olduğundan tavan kiriş aralıklarında sıkışır. Bu tehlikeyi bertaraf etmek adına şarj bölgesini kapsayan havalandırma sistemlerinin saatte en az on iki hava değişimine olanak tanıyan, duman tahliyesine dayanıklı jet fanlarla desteklenmesi gerekir.

Yangın algılama otomasyonu devreye girdiği anda temiz hava giriş fanları kaçış merdivenlerini basınçlandırarak duman girişini engellemeli; emiş fanları ise zehirli gazları doğrudan bina çatısındaki dikey şaftlara aktararak otopark tabanındaki görüş mesafesini ve oksijen seviyesini korumalıdır.

Elektriksel altyapı güvenliği, yangın riskini henüz kıvılcım çıkmadan kaynağında yok eden en kritik bariyerdir. Kapalı otoparklara kurulan AC veya DC şarj istasyonları asla mevcut aydınlatma ya da genel priz hatlarından beslenmemelidir. Her ünite için bağımsız kablo güzergahları belirlenmeli, alev iletmeyen ve yangın anında zehirli gaz yaymayan (halogen-free) kablolar kullanılmalıdır. Elektriksel koruma tarafında en sık yapılan hata, araç şarjında standart kaçak akım rölelerinin kullanılmasıdır.

Şarj işlemi sırasında aracın dahili dönüştürücüsünden şebekeye sızabilecek düzensiz doğru akım (DC) bileşenleri, standart A veya AC tipi röleleri körleştirerek çalışmaz hale getirir. Bu sebeple tüm şarj hatlarında altı miliamper üzerindeki DC kaçakları kusursuz şekilde algılayıp devreyi milisaniyeler içinde kesebilen B tipi Kaçak Akım Koruma Anahtarları ve koordineli aşırı gerilim parafudrları kullanılmalıdır.

Yapının ana enerji altyapısını korumak adına dinamik yük dengeleme (DLM) algoritmaları altyapıya dahil edilmelidir. Birden fazla aracın eşzamanlı olarak şarja bağlandığı pik saatlerde kablolarda ve trafoda aşırı ısınma meydana gelebilir. Dinamik yük yönetimi, binanın anlık genel elektrik tüketimini izleyerek şarj istasyonlarına aktarılan gücü otomatik olarak sınırlar ve kabloların termal sınırlarını zorlamadan güvenli şarj döngüleri oluşturur.

Ayrıca otopark girişinde, güvenlik merkezinde ve her şarj alanında kolayca erişilebilir, tek bir basışla tüm şarj istasyonlarının enerjisini ana dağıtım panosundan kesen acil enerji kesme (EPO) mekanizması konumlandırılmalıdır.

Hukuki ve kurumsal işletme boyutunda ise bu altyapılar bireysel inisiyatiflerle değil, yetkili mühendisler tarafından onaylanmış tadilat projeleri, periyodik topraklama ölçümleri ve bina yönetim kurullarının resmi izinleri doğrultusunda hayata geçirilmelidir.

Yapılacak her periyodik bakımda kablo bağlantı noktalarının termal kameralarla taranması, gevşek klemens bağlantılarının ark oluşturma riskini önler. Kapalı otoparklarda elektrikli araç şarj altyapısı kurmak, sadece bir enerji noktası oluşturmak değil; yapısal dayanım, termal kontrol, elektro-mekanik güvenlik ve acil tahliye koordinasyonunu bir bütün olarak ele alan proaktif bir güvenlik mimarisi inşa etmektir.

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.