Burdur’un Kemer ilçesine bağlı Pınarbaşı köyünde günün ilk ışıklarıyla birlikte patlak veren yangın, kırsal yerleşimlerdeki yangın güvenliği, tarımsal lojistik ve çok hisseli mülklerin risk yönetimini yeniden tartışmaya açtı. Sabah saat 05.30 sıralarında Halil Çiçek, Osman Çiçek, Gülfidan Çiçek ve Tuba Korkut’un müşterek mülkiyetinde bulunan konutta başlayan alevler, dakikalar içinde bitişikteki eklentilere, bir traktöre, tarım römorkuna ve yakıt tankında depolanan 4 ton mazota sirayet etti. Yerel kaynaklardan edinilen ilk veriler, olayın sıradan bir kırsal konut yangınından ziyade, kimyasal yakıt stoku ve mekanize tarım ekipmanlarının bir arada bulunduğu karmaşık bir yangın dinamiği barındırdığını gösteriyor.
Genel kanının aksine, bu tür kırsal yangınlarda alevlerin hızla yayılmasının yegane sebebi yapının ahşap veya kagir unsurları değildir. Modern tarım işletmelerinde ve köy yerleşkelerinde mazot gibi hidrokarbon bazlı yakıtların depolanması, yangının karakterini saniyeler içinde termal patlama ve yoğun ışıma evresine taşır. Kemer, Karamanlı, Kozluca ve Burdur merkezden gelen dört ayrı itfaiye ekibinin koordineli müdahalesi, tam da bu noktada kritik bir felaketi önledi. Sıradan su müdahalesinin akaryakıt yangınlarında hidrokarbonu yüzeye taşıyarak alevleri çevre parsellere yayma riski taşıdığı bilinir. Ekiplerin köpüklü soğutma ve boğma teknikleriyle alev kalkanı oluşturması, 4 tonluk dizel rezervinin çevre hanelere yönelik zincirleme bir patlama tehdidine dönüşmesini engelledi.
Olayın mülkiyet ve ekonomik boyutu da benzer şekilde derinleşiyor. Dört farklı hissedarın ortak tasarrufundaki bir mülkün ve tarımsal üretim araçlarının zarar görmesi, hasar tespit ve sigorta tazmin süreçlerinde müşterek kusur ve mülkiyet sınırlarının tespiti gerekliliğini doğuruyor. Özellikle tarımsal üretimin can damarı olan traktör ve römorkun yanı sıra, kışlık ve ekim dönemine hazırlık amacıyla depolanan yüklü akaryakıtın kaybı, aile için telafisi güç bir operasyonel aksama anlamına geliyor.
Kırsal alan yangınlarına ilişkin ezberlenen bir diğer yanılgı ise sabahın erken saatlerinde meydana gelen yangınların doğrudan açık ocak veya soba kaynaklı olduğunun varsayılmasıdır. Saat 05.30 gibi faal insan hareketliliğinin henüz sınırlı olduğu bir zaman diliminde başlayan parlamalar, ekseriyetle mekanik ısınma, kemirgen kaynaklı izolasyon deformasyonuna bağlı kısa devreler ya da yakıt depolama tanklarındaki statik elektrik deşarjından ileri gelebilmektedir. Yangının nihai çıkış sebebine yönelik itfaiye ve jandarma ekiplerince başlatılan teknik inceleme, kırsal yapılardaki tesisat güvenliği ile tarımsal yakıt depolama standartlarının hayatiyetini bir kez daha ortaya koyacak niteliktedir. Olayda can kaybı ya da yaralanmanın yaşanmaması teselli kaynağı olsa da geride kalan ağır maddi bilanço, tarımsal yerleşkelerde entegre yangın önleme protokollerinin vazgeçilmezliğini hatırlatmaktadır.

Yorum Yazın