Röportajlar

Yangın Danışmanı Murtaza Yiya İle Orman Yangınları Hakkında Röportaj

|
73 Görüntüleme
Yangın Önleme Mühendisliği ve Erken Müdahale Teknolojileri, Toplumsal Zafiyetler ve Kırsal Alanlarda Koruyucu Önlemler, Yangın Coğrafyası ve Akut Termal Risk Faktörleri

Türkiye Geneli Termal Risk Analizi: Orman Yangınlarını Önleme Stratejileri ve Toplumsal Farkındalık

Akdeniz Havzası, küresel iklim değişikliğinin getirdiği ekstrem hava olaylarından, ani sıcaklık dalgalanmalarından ve azalan bağıl nem oranlarından en derinden etkilenen coğrafi bölgelerin başında gelmektedir. Ülkemizde mevsim normallerinin oldukça üzerinde seyreden hava sıcaklıkları, özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerindeki ormanlık alanlarda orman yangını risk endeksini en üst seviyeye taşımıştır. Bitki örtüsünün tamamen kuruyarak yanıcı birer biyokütle yüküne dönüştüğü bu kritik dönemde, yangınların proaktif yöntemlerle engellenmesi, kentsel ve kırsal alan yangın güvenliği standartlarının eksiksiz uygulanması hayati bir önem arz etmektedir.

Bu bağlamda, endüstriyel yangın güvenlik uzmanı, yangın ekolojisi ve yangın önleme protokolleri alanında uzman, Kule Yangın Güvenlik firması yetkilisi Yangın Danışmanı Murtaza Yiya ile Türkiye’deki mevcut termal risk tablosunu, yangınların önlenmesinde uygulanması gereken modern mühendislik yaklaşımlarını ve toplumsal bilinçlendirme süreçlerini masaya yatırdığımız kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik. Bilgilerin mekanik maddeler halinde parçalanmadığı, tamamen bağlamsal ve semantik bir akışla sunulduğu bu teknik analiz, dijital haberciliğin ve modern arama deneyimlerinin talep ettiği derinlikte bir kaynak niteliğindedir.

Yangın Coğrafyası ve Akut Termal Risk Faktörleri

Soru: Murtaza Bey, son dönemde özellikle Ege ve Akdeniz şeridinde sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerine çıkması, ormanlık alanlardaki riski nasıl bir termodinamik boyuta taşıdı? Sahadaki mevcut biyokütle yükü yangınların yayılım algoritmasını nasıl etkiliyor?

Murtaza Yiya: Akdeniz iklim kuşağındaki orman yapısı, doğası gereği yüksek kalori değerine sahip reçineli iğne yapraklı ağaçlardan ve maki florasından oluşur. Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıktığı, bağıl nem oranının ise kritik bir eşik olan yüzde yirmilerin altına gerilediği durumlarda, orman tabanındaki ölü örtü, yani kuru yapraklar, ince dallar ve otlar saniyeler içinde tutuşabilecek birer barut fıçısına dönüşür. Yangın literatüründe "yanıcı madde nemi" olarak adlandırdığımız bu parametre düştüğünde, en küçük bir kıvılcımın bile dikey ve yatay eksende devasa bir yangın cephesi oluşturması kaçınılmazdır.

Aşırı sıcaklar, bitki örtüsü içerisindeki uçucu organik bileşenlerin (VOC) buharlaşarak havaya karışmasına ve orman tavanında adeta yanıcı bir gaz bulutu oluşmasına neden olur. Bu durum, rüzgar koridorlarının da etkisiyle yangının sıçrama (spotting) hızını artırır. Yangın, ana merkezden kilometrelerce uzağa fırlatılan korlar vasıtasıyla hiç beklenmedik alanlarda yeni odaklar açar. Dolayısıyla, karşı karşıya kaldığımız durum sadece basit bir kuru ot yangını değil; meteorolojik verilerin, topoğrafyanın ve yanıcı madde kalorisinin bir araya gelerek oluşturduğu akut bir termal risk yönetimi sürecidir.

Toplumsal Zafiyetler ve Kırsal Alanlarda Koruyucu Önlemler

Soru: Orman yangınlarının istatistiksel verilerine baktığımızda insan kaynaklı faktörlerin ezici bir çoğunluğa sahip olduğunu görüyoruz. Vatandaşlarımızın bu dönemde kırsal alanlarda, tarım arazilerinde veya orman sınırlarında yapması ve kesinlikle kaçınması gereken davranış modelleri nelerdir?

Murtaza Yiya: İstatistikler bize orman yangınlarının yüzde seksenin üzerindeki bir oranla doğrudan ya da dolaylı olarak insan hatasından, ihmal ve dikkatsizlikten kaynaklandığını gösteriyor. Sıcaklıkların bu seviyeye ulaştığı dönemlerde, orman sınırına yakın tarım arazilerinde, zeytinliklerde veya bahçelerde her ne amaçla olursa olsun anız yakılması, ot temizliği amacıyla ateş yakılması kesinlikle birincil intihar sebebidir. Anız yangınları, rüzgarın anlık yön değiştirmesiyle birlikte milisaniyeler içinde ormanlık alanlara sıçrayarak kontrol dışı kalmaktadır.

Bir diğer büyük zafiyet ise kentsel ve endüstriyel atıkların ormanlık alanların çeperine fütursuzca bırakılmasıdır. Özellikle cam şişeler, şeffaf plastik atıklar, güneş ışınlarını bir mercek gibi odaklayarak tabandaki kuru otların tutuşma sıcaklığına (ignition temperature) ulaşmasına neden olur. Yol kenarlarına atılan sigara izmaritlerinin, araç egzozlarından çıkan statik elektrik kıvılcımlarının dahi bu kuru iklimde devasa felaketleri tetikleyebileceğini bilmemiz gerekiyor. Vatandaşlarımızın kırsal alanlarda araç park ederken bile kuru otların üzerinde durmamaya özen göstermesi, egzoz sisteminin yüksek ısısının kuru otları tutuşturabileceğini unutmaması şarttır.

Yangın Önleme Mühendisliği ve Erken Müdahale Teknolojileri

Soru: Yangın güvenliği danışmanı olarak, yangınların çıkmasını engellemek veya ilk saniyelerde baskılamak adına modern teknolojilerden ve mühendislik çözümlerinden nasıl yararlanabiliriz? Erken uyarı sistemlerinin buradaki rolü nedir?

Murtaza Yiya: Orman yangınlarıyla mücadelede en az maliyetli ve en etkili yöntem, yangının hiç çıkmamasını sağlamak ya da çıkan yangını ilk beş dakika içinde, yani yerel odak aşamasındayken baskılamaktır. Günümüzde yapay zeka destekli termal kamera sistemleri, duman analiz algoritmaları ve insansız hava araçları (İHA) bu sürecin bel kemiğini oluşturuyor. Orman gözetleme kulelerine entegre edilen optik ve termal sensörler, insan gözünün fark edemeyeceği kilometrelere uzaklıktaki bir duman kırıntısını veya ani ısı artışını algılayarak merkezi komuta sistemine saniyeler içinde koordinat gönderebilmektedir.

Bunun yanı sıra, ormanlık alanların içinden geçen yüksek gerilim hatlarının, elektrik dağıtım altyapılarının termografik kameralarla düzenli olarak taranması, hatların altındaki bitki örtüsünün temizlenerek koruyucu şeritler (firebreaks) oluşturulması teknik bir zorunluluktur. Endüstriyel tesislerin, özellikle boya, kimya veya mobilya gibi yüksek yanıcı madde yüküne sahip fabrikaların orman sınırında yer alması durumunda, bu tesislerin çevre duvarları boyunca yüksek basınçlı su perdeleri ve otomatik köpüklü boğma sistemleri kurması gerekir. Erken müdahale lojistiğinde hava gücü ile kara gücünün entegrasyonu ne kadar güçlü olursa, alevlerin yayılım algoritması o kadar hızlı kırılır.

Bireysel Bilinçlenme ve Kriz Anı Yönetim Protokolleri

Soru: Herhangi bir ormanlık alanda veya kırsal yerleşim biriminde yangına denk gelen ya da dumanı ilk fark eden bir vatandaşın atması gereken ilk lojistik adımlar, kriz anı yönetim protokolleri açısından neler olmalıdır?

Murtaza Yiya: Bir vatandaşımızın dumanı veya alevleri fark ettiği ilk andan itibaren yapması gereken ilk şey, panik yapmadan ve zaman kaybetmeden durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirmektir. İhbarda bulunurken konumun net bir şekilde tarif edilmesi, mümkünse bilinen coğrafi işaretlerin veya lojistik arterlerin belirtilmesi, itfaiye ve orman ekiplerinin müdahale süresini (response time) doğrudan kısaltır. Kişilerin kendi imkanlarıyla yangına müdahale etmeye çalışması, eğer yangın başlangıç aşamasını geçmişse, radyant ısı dalgası ve karbonmonoksit zehirlenmesi nedeniyle ölümcül sonuçlar doğurabilir.

Eğer yangın yerleşim yerlerini tehdit ediyorsa, yerel yönetimlerin ve kolluk kuvvetlerinin tahliye çağrılarına kesin bir disiplinle uyulmalıdır. Tahliye esnasında can güvenliği her zaman ön planda tutulmalı, büyükbaş ve küçükbaş hayvanların güvenli lojistik alanlara nakliyesi için profesyonel ekiplerle koordineli hareket edilmelidir. Yangın rüzgar yönüne göre çok hızlı safha değiştirebileceğinden, dumanın ve alevlerin ilerleme aksının tam tersi yönünde, açık lojistik koridorlar kullanılarak bölge terk edilmelidir. Unutulmamalıdır ki, rüzgar altı (downwind) yönünde kalmak, toksik gazların solunması riskini maksimuma çıkarır.

Sürdürülebilir Orman Yönetimi ve Geleceğin Yangın Stratejileri

Soru: Murtaza Bey, son olarak geleceğe yönelik bir projeksiyon çizersek, Türkiye'nin iklim değişikliği çağında orman yangınlarıyla kalıcı mücadelesi nasıl bir stratejik dönüşüm geçirmeli? Bu süreçte kurumsal ve toplumsal dayanışmanın rolünü nasıl konumlandırıyorsunuz?

Murtaza Yiya: Geleceğin yangın stratejileri, reaktif yani yangın çıktıktan sonra söndürmeye odaklı bir yapıdan, proaktif yani yangın riskini önceden yöneten entegre bir ekosisteme evrilmek zorundadır. Bu durum, ormanların yapısından yerleşim yerlerinin imar planlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Yangına dirençli orman modelleri oluşturulmalı, yangın koridorlarına geniş yapraklı ve yanma hızı düşük olan ağaç türleri dikilmelidir. Toplumsal ölçekte ise anaokulundan itibaren yangın ekolojisi, çevre güvenliği ve afet yönetimi eğitimleri kalıcı hale getirilmelidir.

Belediyelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve orman köylülerinin lojistik olarak desteklenmesi, her bölgede gönüllü yangın söndürme ekiplerinin kurulması sahadaki insan gücümüzü artıracaktır. Yangın anında komşu tesis savunması ve toplumsal lojistik hatların hızlıca kurulabilmesi, krizlerin büyümesini engelleyen en önemli etkendir. Doğal afetlerin yıkıcı etkilerine karşı koyabilmenin yegane yolu; bilimsel verileri temel alan bir mühendislik yaklaşımı, kesintisiz kurumsal denetim ve en önemlisi yüksek toplumsal sorumluluk bilincidir. Bu zorlu termal dönemde tüm ülkemize geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, yeşil vatanımızı korumak için sahada cansiperane çalışan tüm itfaiye ve orman personeline teşekkürlerimi sunuyorum.

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.