4 gün önceki yayınladığımız haber de elektrikli araçlar için yangın battaniyelerinin ne kadar önemli olduğunu anlatan bir haber yapmıştık. Üzerinden fazla bir zaman geçmeden yine bir elektrikli araç yangını da yaşandı.
Samsun’un İlkadım ilçesine bağlı Kadifekale Mahallesi’nde sokak kenarına park edilmiş vaziyetteki elektrikli bir otomobilde aniden başlayan ve kısa sürede büyüyerek paniğe yol açan yangın, modern ulaşım teknolojilerinin beraberinde getirdiği yeni nesil güvenlik dinamiklerini bir kez daha kamuoyunun dikkatine sundu.
Güvenlik kameralarına da anbean yansıyan olayda, Samsun Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekiplerinin alevlere yangın battaniyesi örterek su desteğiyle müdahale etmesi, lityum-iyon batarya kökenli termal risklerin klasik yangın söndürme taktiklerinden neden bütünüyle ayrıştığını somut bir örnekle ortaya koydu. Ekiplerin uzun uğraşları neticesinde kontrol altına alınan yangının kesin çıkış sebebi polis ve teknik uzmanların başlattığı incelemeyle aydınlatılmaya çalışılırken, bu vaka elektrikli araç ekosisteminde yangın dinamiği, risk yönetimi ve acil müdahale standartları açısından derinlemesine analiz edilmesi gereken kritik unsurları barındırmaktadır.
Elektrikli araçlarda gözlemlenen yangın süreçleri, geleneksel içten yanmalı motorlara kıyasla istatistiksel açıdan belirgin şekilde daha seyrek gerçekleşmekle birlikte, meydana geldiğinde çok daha dirençli ve karmaşık bir fiziksel tablo sergilemektedir. İçten yanmalı motorlu bir taşıtta benzin veya dizel yakıtın sızması neticesinde beliren alevler havayla temasın kesilmesi veya kuru kimyevi toz gibi konvansiyonel söndürücüler yardımıyla görece kısa sürede boğulabilir. Buna karşın elektrikli araçların kalbini oluşturan yüksek voltajlı batarya paketlerinde ortaya çıkan yangınların temelinde termal kaçak adı verilen zincirleme bir reaksiyon yatmaktadır.
Termal kaçak durumu, hücre yapısındaki fiziksel bir mikroskobik hasar, dahili kısa devre, imalat kaynaklı hücre kusuru veya hücre dengelemesini üstlenen batarya yönetim sistemindeki bir anormallik nedeniyle hücre içi sıcaklığın kontrolsüz biçimde yükselmesiyle başlar. Hücre içerisindeki kimyasal bileşenlerin parçalanmasıyla kendi oksijenini bizzat üreten bu süreç, alevlerin dış ortamdaki oksijen seviyesinden bağımsız şekilde beslenmesini sağlar. Samsun’da park halindeki aracın herhangi bir dış darbe olmaksızın aniden alevlere teslim olması ve alevlerin çok kısa sürede tüm gövdeyi sarması, batarya hücresi katmanlarında yavaş ilerleyen bir termal reaksiyonun kritik sıcaklık eşiğini aşarak diğer modüllere sıçradığı senaryolarla örtüşmektedir.
Olay mahallinde görev yapan itfaiye ekiplerinin aracı özel bir yangın battaniyesi ile kapatarak eş zamanlı su tatbikatı yapması, modern itfaiyecilik standartları açısından son derece bilinçli ve stratejik bir saha refleksini yansıtmaktadır. Lityum-iyon bataryalarda alevlerin görünür kısmını suyla söndürmek, yangının tamamen sona erdiği anlamına gelmez. Batarya gövdesi kalın zırh plakaları ve su geçirmez yalıtım katmanlarıyla korunduğundan, dışarıdan püskürtülen söndürme suyunun hücre çekirdeğine doğrudan nüfuz etmesi olağanüstü zordur. Yanmakta olan bir elektrikli aracı saatlerce tonlarca suya boğmak yerine, yüksek sıcaklığa dayanıklı silika veya fiberglas dokulu özel bir yangın battaniyesiyle hapsetmek, öncelikle alevlerin ve sıçrayan kor parçacıklarının etraftaki binalara veya park halindeki diğer araçlara yayılmasını önler.
Aynı zamanda battaniye, çevreye yayılan toksik hidroflorik asit, karbonmonoksit ve hidrojen siyanür gibi zehirli gaz bulutlarının kontrollü tutulmasına yardımcı olur. İtfaiye erlerinin battaniyenin altından batarya muhafazasına sürekli soğutma suyu uygulaması, termal kaçağa uğramamış komşu modüllerin kritik tutuşma derecesine ulaşmasını engelleyerek zincirleme patlamaların önüne geçmek için uygulanan en güncel küresel protokoldür.
Park halinde bekleyen araçlarda yangın ihtimali kullanıcılar nezdinde şaşkınlık oluştursa da elektrikli araçların statik durumdayken de aktif çalışan karmaşık elektronik altyapılara sahip olduğunu unutmamak gerekir. Bir elektrikli otomobil stop pozisyonundayken bile batarya yönetim sistemi hücre voltajlarını, modül sıcaklıklarını ve yalıtım direncini sürekli taramaktadır.
Aracın önceki sürüş periyodunda alt takımından almış olabileceği görünmeyen bir zemin darbesi, bataryanın koruyucu tabakasını zedelemiş ve hücre katmanlarında mikron düzeyinde deformasyon başlatmış olabilir. Bu deformasyon, saatler hatta günler sonra araç durağan haldeyken dahili bir kısa devreye zemin hazırlayabilir. Bunun yanı sıra park halinde gerçekleştirilen yavaş veya hızlı şarj işlemleri, şarj ünitesinden gelen voltaj dalgalanmaları veya batarya hücrelerinin kimyasal yaşlanmasına bağlı lityum dendrit oluşumları, aracın çalışmadığı anlarda dahi termal dengesizlik yaratabilecek potansiyel faktörler arasındadır. İlkadım’daki olayda aracın park pozisyonunda bulunması, teknik bilirkişilerin bataryanın mekanik geçmişini, geçmiş servis kayıtlarını ve hücre içi veri loglarını incelemesini zorunlu kılmaktadır.
Elektrikli taşıtlarda yangın güvenliği yalnızca söndürme anıyla sınırlı kalmayıp, alevler tamamen bastırıldıktan sonraki aşamayı da kapsayan yeniden tutuşma riskiyle doğrudan ilişkilidir. Hasar görmüş batarya paketlerinin içinde hapsolan artık enerji, soğuma gerçekleştikten saatler hatta günler sonra kimyasal dengenin bozulmasıyla yeniden alevlenebilmektedir. Bu doğrultuda Samsun’daki yangın sonrasında enkazın çekiciye yüklenmesi, nakliye süreci ve güvenli bir açık alanda bekletilerek termal kameralarla periyodik olarak izlenmesi hayati bir güvenlik adımıdır. Güncel otomotiv güvenliği mevzuatları, bu tür vakalarda aracın diğer yapılardan en az beş metre uzakta, açık havada karantina altına alınmasını ve batarya hücre sıcaklıklarının ortam sıcaklığıyla tamamen eşitlendiği doğrulanana kadar gözetim altında tutulmasını şart koşmaktadır.
Kullanıcı perspektifinden bakıldığında elektrikli araç sahipliği, mekanik bakım döngülerinden ziyade dijital ve kimyasal sağlığın düzenli takibini gerektiren yeni bir sorumluluk bilinci doğurmaktadır. Aracın alt kısmının kaldırıma, kasislere veya yol üzerindeki sert cisimlere çarpması halinde hiçbir arıza uyarısı görülmese dahi yetkili bir serviste batarya karterinin fiziki kontrolünün yapılması, olası mikroskobik sızıntıların erken tespitini sağlar.
Ayrıca araç yazılımlarının düzenli güncellenmesi, batarya yönetim sisteminin olası aşırı ısınma ve voltaj sapmalarını çok daha hassas algılamasına zemin hazırlar. Şarj alışkanlıklarında bataryayı sürekli yüzde yüz doluluk seviyesinde bırakmamak, yüzde yirmi ile yüzde seksen aralığında optimize etmek ve aracın güneş altında uzun süre aşırı ısıya maruz kalmasını önlemek batarya kimyasının termal stresini en aza indiren temel kullanıcı alışkanlıklarıdır.
Samsun Kadifekale Mahallesi'nde yaşanan bu yangın hadisesi, elektrikli araç devriminin yalnızca batarya menzili veya motor gücüyle değil, kentsel altyapıların ve itfaiye teşkilatlarının teknolojik dönüşümüyle paralel ilerlemesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Şehir içi sokaklarda park yoğunluğunun yüksek olduğu alanlarda meydana gelebilecek benzer vakalara karşı itfaiye ekiplerinin özel ekipman donanımının artırılması, kapalı otoparklarda yangın battaniyesi bulundurma zorunlulukları ve sürücülerin erken uyarı sinyallerine karşı bilinçlendirilmesi, geleceğin sıfır emisyonlu ulaşım vizyonunu çok daha güvenli ve sürdürülebilir kılacaktır.

Yorum Yazın